m

 : Hayal değil hakikat   :  Radyo53 yayında    : Taşpınar resim slayt    : Taşpınar köyü videolarını seyret   : Köyden Yetişenler      : : Teyterle üzüm Toplama mazide kaldı : Rize Artvin Havalimanı   :  : Kudret Narının Faydaları   :  : Yeşil Çay Faydaları   :  : : Kemençe Dünyası   :  : Likapa ( Yaban Mersini )   :  : :  Karadeniz Balığı   :  : : Osmanlı Bayrak Anlamları   :     İllerin Plakaları  :  Çaykur Rizespor

27 Haziran 2025 Cuma

Videollar



            ATLA GEL DEDİLER GELDİM

























Köyden Yetişenler

RİZE TAŞPINAR KÖYÜ
Köyümüzden yetişmiş yüksek makamlara gelmiş arkadaşlar ın bilgilerini bu sayfada görmek istiyoruz.Bilmediğimiz arkadaşlar var.Bir resim ve bilgilerini bize gönderirseler seve seve sayfaya ekleriz.Bazı tenkitleri yapan arkadaşlarımız,haklıdır,tenkitler olmazssa doğruyuda bulamayız, fakat tenkit yerine bildiği kişileri bilgilendirerek bizimle iletişim kursalar daha mutlu olacağız.Bu site hepimizindir kimseye ayrıcalık yapmıyoruz.Herkes fikrini söyler de, yardımcı olur desteklerse istenilenler kendiliğinden yerine gelir.Sevgiler saygılar
 
TAMER TAŞPINAR İle ropörtaj:
YATIRIMIMIZ GENÇLİĞE 
Gençlik ve Spor İstanbul Il Müdürü Tamer Taşpınar, geleceğin yıldızlarına yatırım yaptıklarını söyleyerek, 8-16 yaş grubunu kapsayan futbol projesi başlattık. 23 branşta faaliyet gösteren spor kulübümüzde dünya ve Avrupa çapında sporcular yetiştiriyoruz. Spor merkezlerimizde çocuklarımızı kötü alışkanlıklardan uzak tutarak, topluma sağlıklı nesiller yetiştirmek için büyük gayret sarfediyoruz. Spora yapılan yatırım gençliğe yapılan yatırımdır diye konuştu. TAMER TASPINAR KiMDiR.. Tamer Taşpınar, aslen Rize'li. 1958 yılında Istanbul-Kasımpaşa'da dünyaya gelmiş, orta öğrenimini Sarıyerde yaptiktan sonra, Istanbul Atatürk Eğitim Enstitüsünden mezun olmuş.. 1971 yılında taekwondo sporuna başlamiş, siyah kuşak 6. Dana yükselmis, Türkiye şampiyonu olmuş. 1979 Stutgart Dünya Şampiyonasinda 7.lik elde etmiş.. Roma'daki 1982 Avrupa şampiyonasinda ise 5. olmus. Ve daha pek çok uluslararası derecelere imza atmiş. Daha sonra, Türk sporuna Taekwondo Milli Takım Antrenörü, ardindan Milli Takımlar Teknik Direktörü olarak hizmet verdi. Ayrica 5. kademe antrenörlük diplomasina sahip olarak pek çok sporcuya hocalık yaptı.. 1997de uluslararasiıhakemlik kokartını taktı. 10 yıl boyunca yürüttüğü Taekwondo Il Temsilciliği, döneminde, Taekwondo Federasyonu'nun Teknik ve Egitim Komitelerinde de başarılı çalışmalar yaptı. 1984'ten itibaren sırasıyla ,antrenörlük, şube müdürlüğü, ilçe müdürlüğü yapan Tamer Taşpınar, 2003'ün Mart ayından bu yana Istanbul Gençlik ve Spor Il Müdürlügü görevini yürütmektedir.

OSMAN TOPÇU İle ropörtaj:
10.10.1956 tarihinde Rize.Merkez.Taşpınar köyünde doğdum.Babam Bahattin.Annem Fatma Topçu'dur.İlk okulu Taşpınar köyü ilk okulunda,ortaokulu İstanbul Kasımpaşa ,Karma Ortaokulunda ,liseyi Kasımpaşa Lisesinde bitirdim.1979 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldum.İstanbul adliyesindeki hakimlik stajımın ardından 1982 şubat ayında Artvin Ardanuç Cumhuriyet Savısı olarak göreve başladım.1982 Ağustosunda askere ayrıldım.1982-1984 arası 18 ay Tank asteğmen olarak Ankara Etimesgut Zırhlı Birlikler Komutanlığında askerliğimi yaptım.Askerden sonra sırasıyla Kars-Digor,Mardin-Nusaybin,Kırklareli-Pehlivanköy,Samsun-Çarşamba,İstanbul-Fatih ve Beyoğlu Cumhuriyet Savcılıkları görevlerinden sonra 1986 yılında emekli oldum.Evliyim,iki oğlum var.Halen İstanbul'da serbest ceza Avukatlık görevine devam etmektedir.

Muhammet KATMER
1964 yılında Rize İli Gündoğdu Beldesi Taşpınar Köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı.1986 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliğinden mezun oldu ve aynı yıl Türk Telekom A.Ş.’de göreve başladı. Görevde iken 1986-1989 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesinde yüksek lisansını tamamladı. 1986-1988 yılları arasında Trabzon Telekom Müdürlüğü telefon şebekeleri ihale mühendisi, 1988-1990 yılları arasında aynı yerde arıza bakım ve işletme sorumlusu, 1990-1991 yılları arasında Rize Telekom Müdürü, 1991-1992 yılları arasında Trabzon Telekom Müdürlüğü arıza bakım ve işletme sorumlusu,1992-1999 tarihleri arasında Rize Yeşilçay Telekom Müdürü, 1999-2000 yılları arasında Ordu Telekom Müdürlüğü, 2000-2002 yılları arasında Rize Yeşilçay Telekom Müdürlüğü,2003 yılından itibaren Gaziantep İl Telekom yöneticisi olarak görev yaptı. 07.08.2009 tarihinde Türk Telekom A.Ş. Diyarbakır Bölge Müdürü olarak atanmıştır. İngiltere’de hat çoklayıcı sistemler, Japonya,’da fiber optik ölçü aleti eğitimleri almıştır.

Muhtarlık



***2024*** Mart 2024 yerel seçimlerde 165 oyla Muhtar olmuştur. *** DAVUT USTA *** GSM. 0552 322 53 53

AZALAR:
 1. Muammer KALKAVAN
 2. Mustafa BAYHAN TOPÇU 
3. İsa Bayhan 
4. Aptullah YILMAZ
 Davut Usta : 165 oy 
 Ali Hürmet Köseoğlu 134 oy 
 Geçersiz oy * * 

 TAŞPINAR KÖYÜ 2019 HANE SAYISI: 167

 KÖYÜMÜZDE- 13 DEĞİŞİK SOY İSİM VARDIR.

 1-TAŞPINAR,
2-KATMER,
3-ALKAN,
4-TÜYSÜZ,
5-ALCAN,
6-KALKAVAN,
7-TOPÇU
,8-USTA,9
9TURGUT,
10-BAYHAN TOPÇU.
 11- YAVAŞİ.
12-YILMAZ
.13-KÖSEOĞLU.


İL: RİZE
Taşpınar Köyü Muhtarı Muhtarlık Erişim Bilgileri GSM. 0552 322 53 53 .

Rize Merkeze uzaklığı * 18km* Sağlık Evi Yok Sağlık Ocağı Var / Faal Değil İlköğretim Okulu Yok / Faal Taşımalı Eğitim Yapılıyor PTT Şubesi Yok ,PTT Acentası Var Su Şebekesi var, Kanalizasyon Yok ,Su Kontrolü Yapılıyor .

RİZE'NİN COĞRAFİ YAPISI
Doğu’da Artvin, Güneyde Erzurum ve Bayburt, Batı’da Trabzon ve Kuzeyde Karadeniz ile sınırlı olan Rize, çok engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Deniz kenarlarındaki dar vadi ağızları dışında hemen hemen hiç düzlük yoktur.
Yüksek rakımlı tepeler arasındaki en yüksek nokta olan Kaçkar (3932 m) yaz-kış kar tutar. Kaçkar dağının doğal yapısı bir çok kış sporları yanında, tracking ve dağcılık için de uygun topoğrafya’ya sahiptir. Rize toprakları kuzey Anadolu kıyı dağlarının yüksek kesimlerinden doğarak Karadeniz’e dökülen irili ufaklı bir çok akarsu ile bölünür. En önemlileri Fındıklı deresi, Büyük dere , Pazar deresi, Karadere, İyi dere, Taşlıdere ve Fırtına deresidir. Bu dereler, çeşitli yerlerde şalelerle süslenir. Alabalık cinsinin eniyileri bu derelerde yetişir. Rize’deki göller, dağların yüksek kesimlerinde buzulların aşındırması neticesinde oluşmuş buzul göllerdir. Bu göller, Çamlıhemşin ve İkizdere’nin sahip olduğu doğa harikalarıdır.
Rize’de kışlar ve yazlar ılık geçer. Yıllık sıcaklık ortalaması 14 C civarındadır. Bölge yıllık 2300 mm yağış ile Türkiye’nin en çok yağış alan yeridir.
Ormanlarda ağaç türü olarak, en çok kayın, meşe, kestane, ıhlamur, ladin, kızılağaç ve orman gülü; Yabani hayvan olarak da; kurt, ayı ,yaban domuzu , karaca, çatal boynuzlu dağ keçisi , huş tavuğu ve kuşlar bulunur.

Komik Fıkralar

AVCI TEMEL 
 Avcı Temel Dört kişilik avcı grubu, tecrübeli avcı Temel'in önderliginde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar. Temel: - "Yatın yere, tavşan deliği!" Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. ...Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir süre sonra büyükçe bir delik çıkar karşılarına. Temel: - "Yatın yere, tilki deliği!" Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar. Temel: - "Yatın yere, ayı ini!" - Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. İyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel'e bakar. Temel: - "Uşaklar ne çıkacagını bilmiyorum. Ama yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza!" Ertesi gün gazetelerde: - "Dört avcı tren altında can verdi..."

CENNETUN ANAHTARİ
 Otobüs Şöförü Hidayet ölünce cennetin kapisinda kuyruga girer. Hemen onunde bekleyen adam pederdir. Kapida bir melek beklemektedir. Melek pedere sorar: - Hic gunahin var mi peder ? - Aziz melek ben rahiptim. Tum hayatim boyunca hep tanrima dua ettim.... Karima ve cocuklarima sadik kaldim. insanlara ve hayvanlara hep yardim ettim .. Melek : -Cok iyi, bunlari biliyorduk zaten. Al sana cennetin gumus anahtari der. Ve sonra Hidayet'e doner. -Senin hic gunahin var mi? Hidayet: - Ben de her zaman hayvanlara ve insanlara iyilik yapardim. Tanriya dua etmedim acikcasi, inancim da zayifti ve bir gunahim vardi.. Cok sert ve hizli otobus kullanirdim.. Melek Hidayet'e donerer ve bunu da biliyoruz..Cok iyi al sana cennetin altin anahtari.. Peder bu olaya cok sinirlenir: - Ben hayatimi tanriya adadim siz de gidip bu adami cennette benden ustun tutuyorsunuz, haksizlik degil mi ?!! Melek gulerek: -'Oglum sen vaaz verirken herkes uyuyordu ama Hidayet otobus kullanirken herkes dua ediyordu. Skor farkli yani

HAMİLE KADIN 
 Küçük bir çocuk, hamile bir kadının karnına dokunarak: -Ne var sizin karnınızda t...eyze,Kadın -Çocuğum var evladım, diye cevap verir. -Sizin çocuğunuz mu?... -Evet-Onu seviyor musunuz? -Evet-Çok mu seviyorsunuz? -Evet evladım. -Öyleyse neden yediniz? :D:D

LASTİK 
 Olay İzmir'de Bir Belediye Otobüsünde Gelişiyor.Yaşlı Bir Amca Elinde Bastonuyla... Kalabalık Bir Otobüse Biniyor, Oturacak Yer Yok.. Bastonunu Yere Vura Vura Orta Sıralara Doğru İlerliyor, taaa Arkaya Kadar Gidiyor Ama Kimsede Tın Yok...Baston Tıklamasından Rahatsız Olan Gencin Biri Yuksek Sesle Bağırıyor Amcaya; ''dede,... Su Bastonunun Altına Keşke Lastik Taksaydın Bu Kadar Ses Cikmaz, Biz De Rahat Ederdik'' ..Butun Gözler Gence Dikilirken Yaslı Adam İstifini Bozmadan Otobüsü Kahkahaya Boğacak Bomba Cümleyi Patlatıyor:''17-18 Sene Evvel O Lastiği Baban Taksaydı Şimdi Bizde Rahat Ederdik !!

SÜVEYŞ KANALI 
 Mısır hükümeti süveyş kanalına bir tünel ihalesi açmış ve firmalardan teklifler alınmış Rus firması,"iki taraftan kazıya başlarız tam ortada birleştiririz arada 100 cm seviye farkı oluşabilir".Amerikan firması,"iki taraftan kazıya başlarız tam ortada birleştiririz arada 50 cm seviye farkı oluşabilir".Türk firması,"iki taraftan kazıya başlarız tam ortada birleştik , birleştik birleşemedik iki tane tüneliniz olur."

SİYAH BEYAZ KADIN 
 Temel ve dursun yaz tatillerinde Antarktika'ya gitmeye karar vermişler. Uzun bir yolculuktan sonra buzlar diyarına varmışlar. Bir rehber bulamadıklarından kendileri gezmişler uzun buz ovalarını. ertesi sabah bir rehberle anlaşarak kıtanın en güzel yerlerini rehber eşliğinde gezip merak ettiklerini soruyorlarmış. Bir ara Temel rehbere seslenerek - " Pardon burada hiç beyaz kadın var mı ? " diye sormuş, - Rehber "Tabiî ki var, buradaki kadınların yüzde doksanı beyazdır" demiş. - "Peki siyah kadın var mi?" - "Eh bir kaç tane var bu civarda" - "Pekİ siyah beyaz kadın var mı" rehber son derece şaşkın bir şekilde - "Tabiî ki hayır ben hiçbir yerde rastlamadım böyle kadına" Cevaptan hiç de hoşnut kalmayan Temel Dursun'a dönerek - " Ula dursun yoksa dün akşamkiler penguen miydi?".

TEMEL'İN VASİYETİ 
 Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu : - Yahu pizum Temel nasil öldi? - Kalpten cittu, dediler. - Vasiyetu filan var miydu? - Var idu. "Beni denize gömün" demis idu. - Cömdünüz mü? - Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk...

ŞÜKRET 
 Bir uzun boylu ile kısa boylu arasında: Kısa boylu:Birader halimi sorma,gırtlağıma kadar borç içindeyim. Uzun boylu:Aman kardeşim,şükretki boyun kısa.Ya benim gibi uzun boylu olsaydın ne yapardın.


 

TEMELİN ROMA GEZİSİ
 İtalya gezisinden dönen temele sormuşlar: -Romayı beğendinmi? -Baştanbaşa harabe.Hiçbir şeye benzemiyor. -Ya venedik? -Orada da şansım yokmuş.Ben gittiğim zaman su baskınına uğramıştı.

RİZE TÜRKİYE'DEN BÜYÜK OLURDU
 İşim gereği Çin'in başkenti Pekin'e gitmiştim.Çin'li iş adamları Pekin i gezdirdikten sonra beni Çin in bir köyüne götürdüler.Aa o da ne bir baktımki köyün ekmek fırınını işleten Rizeli hemşehrim değilmi?Ula burda ne işin var da dedim,o da bana Rizeliler dünyanın her yerinde var dedi.Peki Rize küçük bir il olmasına rağmen nasıl oluyorda dünyanın her yerinde olabiliyorsunuz.Ula hemşehrim piz Rize yi ütülesek varya Türki yeden büyük olur.

TEMEL İLE EGELİ EFE'NİN OYUN YARIŞMASI
 Bir gün ege li efe Temel'e derki gel seninle yörelerimizin oyunları ile ilgili yarışalım.Önce Temel Karadeniz'e özgü o güzel horonu oynar,sırası gelince ege li efe de ağır adımlarla oynar ve oyununu bitirir.Temel Efe nin ağır ağır oynamasına sinirlenir ve efe ye derki efe efe bu kadar düşündükten sonra bu oyunu ninem bile oynar.

İSLAK TEMEL 
 Temel her baliğa gittiginde islak dönüyormuş, babasinin dikkatini cekmiş ve sormuş ula Temel sen paluktan hep islak doneyirsun nedendur daa.Temel cevap vermiş babacuğum ben paluğa çikinca sigara içeyurum, baba e oğlum bunun islaklikla ne ilcusu var demiş. Temel babacuğum sigara bitunce denize atayirum sonsun diyede ustune basayirum onun için islaniyurum da. AZRAİLİM DEMİŞ Adamın biri yolda otostop yapıyormuş ve bir araba durmuş arabasına adamı almış hemşerim nereye gidiyon demiş adam da ben azrailim .öbür adam hadi canım ne azraili demiş.sen neden bana inanmıyorsun ki sen hiç azrail gördün mü yook demiş şöförde bak 200 metre ileride bir adam daha binecek ve gerçekten bir adamdaha binmiş şöför ön tarafa binen adama demişki arkadaki adam ben azrailim diyoradamda arkaya dönmüş demişki arkadaşım arkada adam falan yok demiş azrailim diyen adam demişki bak herkese görünmem arabayı sağa çek abdesini al ve Allah'a dua et iki rekat da namz kıl adam arabayı kenra çekmiş abdes almış iki rekat namaz kılarken o iki kişi arabanın azraili olmuş ve arabayı alıp kaçmışlar.

TEMEL'LE YUNAN ASKERİ 
 Temel askerligini yunan sınırında yapıyormuş. Temel'in canı çok sıkılıyormuş. Yunan'a bir ıslık çalmış elleriyle "Havacı mısın?" işareti yapmış,Yunan aldırmamış. Bir ıslık çalmış elleriyle "Karacı mısın?" işareti yapmış, Yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış "Denizci misin?" anlamında yüzme işareti yapmış, yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış. El haraketi yaparak "Topçu musun?" demiş, yunan aldırmamış. Bir ıslık daha çalmış "Gözcü müsün?" anlamında dürbün işareti yapmış, yunan aldırmamış. Nöbetler degişmiş sıra yine Temel'le Yunan'a gelmiş. Yunan'a hadi sınıra git demişler yunan da: - "Ben oraya gitmem. Orada bir deli türk askeri var, bana hava kararınca yüzerek gelip sana bir koyacam gözlerin fırlayacak diyor.."


 

SON CAHİLLİK 
 Ömrünü hovardalıkla geçiren bir adam evlenir.Bir gün samimi arkadaşıyla sohbet ederken arkadaşı kendisine; Artık evlendin barklandın ,cahillikten vaz geçeceksin,değilmi? deyince; Adam inşaalah son cahilliğim bu olur diye cevap verdi.

EVLENME İLANI
 Evlenmemiş yaşlı bir kız gazeteye söyle bir ilan verir; Şu soğuk kış günlerinde yalnız yaşamaktan bıuktım,yuvamı ısıtacak kendime bir dost arıyorum. Bu ilana ilk cevabı bir sobacıdan almış.

TEMEL TRAFİK POLİSİ 
 Habu bizim temeli londrada trafik polisi olarak işe alacaklarmış ama bir şartları varmış, ilk gördüğü araca ceza kesmesini istemişler derken karşıdan bisikletli biri gelir. Bizim Temel adamı durdurur ve aralarında bu konuşma geçer _sana caza keseceğim _nedenki ben şu ilerideki kilisenin papazıyım ! _ne olmuş papazsan? _ben din adamıyım benim bir omuzumda hz. isa bir omuzumdada hz. meryem var _ahaaaaa asıl şimdi cezayı hakettiniz der Temel _nedenmiş o der papaz _nedeni varmı bir bisiklete üç kişi binmişsiniz.



Taşpınar Köyü Resim Slayt

Platform Tutorials

 




İlginç Bilgiler



İLGİNÇ BİLGİLER: 
 Gökyüzü Neden Mavidir? Gökyüzünün mavi görünmesinin tek sebebi kırılma hadisesidir. Güneş ışınları atmosfere girdiğinde atmosferdeki gaz moleküllerine ve toz parçacıklarına çarparak saçılır. Gün ışığı değişik dalga boylu birçok ışından oluşur. En kısa dalga boylu mavi ışınlar atmosferin üst tabakalarındaki küçük parçacılar tarafından hemen saçılırlar. Fakat kırmız ışık (ki en büyük dalga boylu ışıktır!) saçılmak için daha büyük parçacıklara çarpmak zorundadır. Gökyüzü açık olduğunda, mavi ışık diğer ışıklara oranla en fazla saçılan ışıktır. Bu yüzden de gökyüzü mavi görünür. Mesela gökyüzü yoğun bulutlarla veya dumanla dolu olduğunda, tüm ışınlar nerede ise aynı oranda saçılır. Bu da gökyüzünün gri renkte görünmesine sebep olur.




CİVCİVLER NASIL RENKLENDİRİLİR ? GIDA BOYASI Civcivlerin renklendirme işlemleri kimyasallar kullanılarak yapılmaktadır.şimdiye kadar gördüğümüz bir yöntem vardır.fakat zamanlama önemli olduğu için bu civciv için çok önemlidir.bazı insanlar yumurtanın ilk kuluçka dönemlerinde gıda boyasını ılık suyla karıştırarak yumurtaya enjekte ederler.bu olay sonucu büyük ihtimalle civciv yumurtadan çıktığı ilk 2-3 gün içerisinde hayatını kaybeder.bu olay civcivi alan çocuklar için olumsuz etki yaratabilir. Bazı insanlar ise civcivin yumurtadan çıkmasına 1-2 gün kala gıda boyasını ılık suyla yumurtaya enjekte ederek civcivin renklenmesini sağlarlar.bu işlem sonucu yumurtadan renkli civciv çıkar ve tüy dökme zamanına kadar renkli kalır.daha sonra ise normal tavuk haline gelir.fakat diğer normal tavuklar gibi sağlıklı olmaz.nedeni ise yapılan kimyasal işlemden dolayı bağışıklık sistemi zayıf kalmıştır ve normal tavuklara göre daha sağlıksızdır.



 
SOĞANIN YARAR VE ZARARLARI NELERDİR ? YARARLARI Soğan denilince ilk akla kuru fasulye,balık gelir.bu gıdalarla zevkle tüketiriz.bazılarımız ise kokusu yüzünden bu zevkli tüketimden mahrum kalır.soğan ağzımıza vermiş olduğu aromatik taddan dolayı bizlere yemek zevkini yaşatır. Soğan içinde bulundurduğu fosfor,iyot silis,a,b,c vitaminleri ve kükürt gibi maddelerle vücudumuz için tam bir doğal antibiyotiktir.bizleri bir çok hastalıktan korur.soğan ; romatizma ağrılarını azaltır. kan şekerini düşürmede yardımcı olur. sık idrara çıkartarak vücuttaki ödemin atılmasını sağlar. prostata karşı kalkan görevi görür tüm kanserlere karşı vücudu korumakta yardımcı olur. zayıflamaya neden olan bağırsak kurtlarını düşürmekte yardımcı olur. kanı temizler. bağırsak ve karaciğeri temizler. kış hastalıklarından korur. çok yağlı yemeklerle yenilirse çok alınan yağın etkisini azaltır. iştahı açar sindirim sistemini düzeltir. ...vb...bir çok yararı vardır.

 ZARARLARI Büyük bir zevkle yediğimiz soğan bazen bizlere kötü sonuçlar almamıza sebep olabiliyor.örnek vermek gerekirse kilolu olan ve diyet yapan kişiler soğanı çok tüketirlerse iştah açıcı özelliğinden dolayı diyetlerinde olumsuz sonuçlar alabilir.bazı insanlarda ise soğan zarı midede ağrı yapabilmektedir.bunların dışında zararlı etkileri görülmemiştir.
 
KURU TEMİZLEME NASIL YAPILIR ? 
 KİRLERİN DÜŞMANI Giysilerimizi evde su ve deterjan ile makinada yıkamaktayız. Bazı kirler ise bu işlemde çıkmamaktadır. Çıkartmak için bir daha yıkayabilmekteyiz. İşte bu sefer giysilerimiz yıpranmaktadır. Defalarca yıkanan ve ütülenen giysilerimiz her seferinde aşınıp yıpranmaktadır. Sonuçta ise eskimiş elbiseler ortaya çıkmaktadır. Kuru temizlemede ise su yerine petrol ürünü kullanılır. Giysiyi ne kadar yıkarsak yıkayalım ürün özelliğini korumaktadır. Çünkü su ve deterjan ile teması yoktur. Aslında giysi kuru değil yine bir çözelti ile makinada yıkanmaktadır. İşin içinde su olmadığından adına kuru temizleme denmiştir. 

 PERK MADDESİ İlk kuru temizleme fransada joly belin tarafından bulunmuştur. Yağlı bir elbise üzerine yanlışlıkla gaz lambasının içindeki kerosen maddesi dökülmüş ve kuruduğunda lekenin çıktığı görülmüştür. 1840 yılında ilk kuru temizleme dükkanı pariste açılmıştır.o zamanlarda kullanılan gaz ve kerosen yerine şimdi ise perkloroetilen kullanılmaktadır. Kısaca perk denilmektedir.

 İŞLEMİN YAPILIŞI İşlem nasıl gerçekleşir? İlk başta kuru temizleme makinasına atılmadan önce kir üzerine leke çıkarıcı madde dökülerek kir zayıflatılır. Daha sonra kuru temizleme makinasına atılır. Burada çözelti giysiye uygulanır. Bir süre çözelti kumaş üzerinde kalır. Daha sonra giysiye ısı uygulanarak çözeltinin kumaş üzerinden uçamsı sağlanır. Buharlaşan çözelti tekrar kullanılmak üzere başka bir yerde toplanır. Buharlaşan çözelti ile birlikte kirlerde yok olmuştur. Fakat kullanılan bu çözeltiler insan sağlığı için zarar teşkil etmektedir. Kullanılan perk maddesi çok toksik bir maddedir ve vücudumuz üzerinde baş ağrısı,mide bulantısı gibi etkileri vardır. Pek çok giysi türü kuru temizleme gerektirmez. Giysiler üzerindeki sadece kuru temizleme yapınız ibaresi üretici tarafından garanti adına geri almamak için ürünün normal yıkamayla bozulmaması içindir.çünkü kuru temizlemede ürün ilk günkü gibi duracak ve bozulmayacaktır.
 
İNSAN KORKUNCA NEDEN DİŞLERİNİ BİRBİRİNE VURUR?
 Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır.İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.

AKIL İLE ZAKA ARASINDA NE FARK VARDIR? 
 Akıl yalanla gerçeği, doğruile yanlışı ayırabilme, bir konuda düşünce yürütebilme ve görüş bildirme yeteneğidir. İnsan olgunlaştıkça aklı gelişir. Zeka ise bir olayı önce anlama, ilişkileri kavrama, yargılama ve açıklayarak çözme yataneğidir. Genel olarak 12 yaşına kadar gelişir, 20 yaşına kadar sürer sonra sabit kalır. Zeka bir insanın her türlü olay karşısında aynı yeteneği gösterebileceği anlamına gelmez. Bir besteci müzik yapıtını aklıyla değil zekasıyla yaratır. Fakat en basit matematik problemini çözemeyebilir. Sonuç olarak zeka, ruhsal olaylara, algı ve hafıza yeteneğine, tutkulara, eğilimlere göre farlılıklar gösterir. Akıl somut olarak ölçülemez, zeka IQ denilen testle ölçülebilir.
 
DOLUNAY İNSAN DAVRANIŞLARINI ETKİLERMİ?
 İnsanlar arasında bu inanç oldukça yaygındır. Eskilerin Ay'ın dönemlerine bağladıkları boş bir inancın günümüze uzanan bir varsayımıdır. Bilim adamlarının yaptıkları bütün çalışmalar bu görüşün boş olduğunu kanıtlamıştır. Ay, dünyadaki okyanusların gel-git denilen suların alçalması ve yükselmesi olayı üzerinde doğrudan etkisi vardır. Vücudumuzdaki suyun oranı , okyanuslardaki su miktarıyla kıyaslanamaz. Yani Ay'ın çekim gücü insanı etkileseydi yalnız dolunayda değil her gün olması gerekirdi. Dolunayda ayın parlaklığı da pek önemli bir etken değildir. Çünkü gönderdiği ışık miktarı Güneş'in gönderdiğinin 600 binde biri kadardır
 
NİÇİN GÖZYAŞI DÖKERİZ?
 Dünyadaki canlılardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum şüphesiz yaşam tarihindeki evrimin bir sonucudur. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı koruma amaçlı olarak salgılanmaktadır. Fakat ağlama ruhsal bir boşalmadır. Bu konuyu ilk inceleyer Darwin'dir. Daha sonra yapılan deneyler sonucu görüldü ki soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapıları farklıdır. Ruhsal gözyaşları daha çok protein içermektedir. Fakat henüz bu farkın nedeni açıklanamamıştır.
 
EVLERİMİZDEKİ SİNEKLER KIŞIN NEREYE GİDER?
 Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte ansızın ortaya çıkarlar. Sinekler ısıya karşı çok hassastır. Güneş bulutun arkasına girdiği zaman oluşan ısı düşmesinden etkilenirler. Kış günlerinde yaşama şansları yoktur. Ölmeden önce yumurtalarını toprağa veya kuytuya gömerler. Lavra ve yumurtalar soğuktan etkilenmez. Yaz sıcakları başlayınca yumurtalar çatlar ve yine sinekli günler başlar.
TÜKENMEZ KALEMİN DOLMAKALEMDEN NE FARKI VAR? Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşlarıyla duvar resimleri yapmıştır. Mürekkepli metal kalemler Romalılar tarafından biliniyordu. Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin ilk modeli 1880 yılında yapılmıştır fakat rağbet görmemiştir. Uçakların gelişmesiyle gündeme tekrar gelir. Uçaklar 2-3bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalem mürekkebi basınç nedeniyle dışarı akarak kağıdı ya da giysiyi lekeler. 2.Dünya Savaşı'nda askeri uçaklarda kullanılan tükenmez kalem sonradan yaygınlaşmıştır. Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş minik bir bilye aracılığıyla aktarılır. Fakat dolmakalemin özelliği seçkin ve yazıyı kaliteli kılmasıdır.
DOKTORLAR NİÇİN DİZİMİZE ÇEKİÇLE VURUR? Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tedoma minik lastik bir çekiçle vurduğu zaman bacak ileri fırlar. Bu reflekste baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki verir ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğine iletirler. Omirilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir, bacak tekrar geri hareket eder. Refleks, beyin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmektedir. Diz kapağı refleksi omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir.
 
YAPISTIRICILAR NASİL YAPIŞTIRIYOR?
 Yapıştırıcıların sağladığı yapışma olayı aslında kimyasal bir reaksiyondan başka bir şey değildir. Günümüzde imalatçılar yapıştırıcıları sentetik malzemeler kullanarak yaparlar. Yapışma olayında benzer veya ayrı malzemeden iki madde, bir de yapışkan gerekir. Burada en önemli görev yapıştırıcıdadır. Yapıştırıcının moleküllerinin diğer iki madde molekülleri ile birleşme eğilimi gösterir bir yapıda olması gerekmektedir.
 
1 NİSAN ŞAKASININ KÖKENİ NEDİR?
 1564 yılında Fransa kralı IX Charles, yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. Daha önce Avrupada yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX Charles'in bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam ettiler.1 Nisan'da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları Nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan'a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı.
 
İNSANLAR NEDEN İÇKİ KADEHLERİNİ TOKUŞTURURLAR?
 Bu konuda iki ayrı açıklama vardır. 1) İnsanların beş duyusunu tatmin amacıyla şarap kadehini sofrada çın sesiye tokuşturmak. Şarabın rengi, görme; diliyle tat alma; burunla koklama;eliyle dokurma,ve çın sesiyle işitme. Şarap bütün duyguları tatmin eder anlamını taşır. 2)Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip,ona zehirli içki sunması doğal sayılıyordu. Ev sahibi içkinin zehirsiz olduğunu kanıtlamak için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir yudumun kendi kadehine dökülmesini isterdi. Sonra aynı anda içkilerini içerlerdi. Misafir böyle durumda ev sahibine güvenini göstermek için kadehini ev sahibinin yukarı kaldırdığı kadehe hafifçe vurur, çın sesiyle içkiyi denemeye gerek olmadığını gösterirdi.
 
ÇİNLİLER YİYECEKLERİNİ NİÇİN ÇUBUKLA YERLER? 
 Çinlilerin yemek yeme alışkanlıklarının yiyeceklerini çok küçük parçalar halinde yemelerinden çubuk kullandıkları anlaşılıyor.Çinde eskiden yalnızca zenginler masada otururlardı. Halkın çoğunluğu tabakları ellerinde yemek yerlerdi. Bir elleriyle tabaklarını tutar, öteki elleriyle çubuk kullanarak beslenirlerdi. Hızla artan nüfus yüzünden yiyecek sıkıntısı çeken çinliler önlerindeki yiyeceği küçük parçalar halinde çoğaltarak yiyorlardı. O zamanlar ağaç sıkıntısı nedeniyle de tahta kullanımı kısıtlıydı. Masa kullanımı bu yüzden çok zordu. Çubuklar fildişinden ve kemikten yapılırdı.
 
DÜNYANIN EN ÇOK SÖYLENEN ŞARKISI HANGİSİDİR?
 Bu şarkı"Happy birthday to you" dur. Şarkının asıl kaynağı Amerika'lı iki kız kardeşe aittir. Orijinal adı " Good Morning to All" yani " hepinize günaydın"dır. Daha sonra güftesi değiştirilerek bütün dünyaya yayılmıştır. Fakat telif hakkı kardeşlere aittir, onlardan sonra da Warner/chappel müzik şirketine geçmiştir. Müzik ticari amaçlı kullanıldığı zaman şirkete ödeme yapma zorunluluğu vardır.
 
MEZARA NİÇİN ÇİÇEK KONUR?
 İlk olarak Mısır Firavunu Tutamkamon'nun milattan önce 1346 da öldüğünde mezarının çiçekten tacçlarla kaplandığı saptanmıştır. Kuzey Avrupada ise M.Ö 2000 yıllara kadar mezara çiçek konduğu belirlenmiştir. O zamanlarda bu çiçeklerin amacı iyi ruhları çekme, kötaü ruhları kovma amacıylaydı. Sonradan ise asıl amaç cesetler çürürken çıkan kokuyu kamufle etme amacını taşır. Servi ağacı da bu nedenle mazarlıklarda kullanılır. Ağacın yaprakları rüzgarı önler, kendine özgü ferah kokusu vardır. Cenaze törenherinde siyah giyinmenin amacı da mezarlıklarda hayalletlerden sakınmak amacı taşımaktadır.
 
İNSANLAR SAATLERİNİ NEDEN SOL KOLLARINA TAKARLAR?
 Özel bir durum veya farklı olma düşüncesi yoksa insanların çoğu saatlerini sol kola takar. Çünkü çoğunluk sağ elini kullanmaktadır ve bu kolun daha hareketli olması nedeniyle saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığı yüksektir. Zaten saatin kurma düğmesi 3 rakamının yanındadır. İnsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten çıkarmadan sağ elle uzattıkları sol kollarındaki saati kurabilirler.
 
SATRANÇTA NİÇİN ŞAH O KADAR PASİFTİR?
 Çünkü şah koruma altındadır. Zaten satrançta amaç şahı almaktır. O yüzden bütün taşlar onu korumakla görevlidir. Vezir ise başkumandan gibi şaha yardım eder. İleri geri, çapraz her yöne gidebilir. Batıda vezire Kraliçe adı verilmiştir. Bununla Kraliçe'nin Kralın en büyük desteği olduğunu işaret etmektir. Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.
 
BİR HAFTA NİÇİN YEDİ GÜNDÜR?
 Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen ile güneş ve ayın sayısı nın 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine hafta 7 gün olarak kaldı.
 
NİÇİN OTELLERİN KAPILARI DÖNER KAPIDIR?
 Döner kapıların tek amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içerleri devamlı olarak ısıtılır. Açılan normal kapıdan içeri soğuk hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel veya benzeri binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar sıcak havanın dışarı çıkmasına, soğuk havanın da içeri girmesini engeller.
 
BARDAKTAKİ BUZLAR NİÇİN BİRBİRLERİNE YAPIŞIR?
 Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üstüste duran buzların herbiri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir.Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışcasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.
 
CEP TELEFONU ALIRKEN DİKKAT ! 
 Cep telefonunuzun hangi fabrikada uretildigini ve kalitesini, sagliginizi olumsuz etkileyip etkilemedigini ogrenmek istiyorsaniz; *#06# yaziniz. Aninda telefonunuzun seri numarasi ekraninizda belirecektir. Bu 15 haneli bir sayidir. Yedinci ve sekizinci rakamlara bakiniz. Phone serial no. xxxxxx??xxxxxxx Eger yedinci ve sekizinci rakamlar 13 ise cep telefonunuz Azerbaycan 'da bir fabrikada uretilmistir. Verdiginiz paraya yazik olmus. (asiri kotu ve ayrica sagliginiza cok zararli) Eger yedinci ve sekizinci rakamlar 02 veya 20 ise demek sizin cep telefonunuz Birlesik Arap Emirligi'nde bir fabrikada uretilmis. (cok kotu ) Eger yedinci ve sekizinci rakamlar 08 veya 80 ise, telefonunuz Almanya'da bir fabrikada uretildi (iyi) Eger yedinci ve sekizinci rakamlar 01 veya 10 ise demek sizin cep telefonunuz Finlandiya'da bir fabrikada uretilmis (cok iyi ) Sayet yedici ve sekizinci rakamlar 00 ise demek sizin cep telefonunuz Orjinal fabrikasinda uretilmistir.( Harika. Tercih edilen)


EZAN ÇİÇEĞİ; 
AKŞAM EZANI OKUNURKEN AÇMAYA BAŞLAR
 


Likapa ( Yaban Mersini )

L İ K A P A:
 Likapa tıbbi bir bitki olarak bilinen (Yaban Mersini) Çocukluğumuz zamanında Rizede dağlarda bol bol yediğimiz bir meyvedir bu türlerinin anavatanı Doğu Karadeniz Bölgemizdir. Rize dağlarında 7. ay da olgunlaşan çok güzel birmeyvedir.Amerikan fidanı olarak aşılı yetiştirilip bahçelerde üretilmektedir.Kurutulmuşu çok faydalıdır .Reçeli kompostosu güzel olur.













 

Arılar


                                         KRALİÇE ANA ARI











                                                    


ARININ YAPTIĞI BAL MÜCİZESİ



Hele de kış günlerinde grıbe en çok faydalı olan balın hayatımızdaki yeri çok önemlidir. 99 derdin ilacı bal mücizesinden. Petek arının evidir. Usta bir el buraya girmiş adeta. Nitekim peteğin altıgen prizmadan kurulu olması bir geometrik seçimin göstergesi... Sanki ilahi bir güç tarafından bizden nasıl bir matematik denkleminin işlediğine dikkat kesilmemiz isteniyor. Aynı zamanda gizli bir el tarafından; bu akıl dolusu evden en iyi şekilde nasıl yararlanabilmek için tefekküre davette var. Öyle ki; Arı özel ses dalgaları sayesinde kovanını bulup, bütün gün çiçeklerden topladığı nektarları işleyerek insanlığa gıda olarak ikram ettiği gibi şifa da dağıtıyor. Tabiî ki tüm bu uğraşı kendisi için değil. Çünkü balın yüzde biri bile arı için fazla, geriye kalanı insana sunulmuş hem gıdalansın hem de şifalansın diye. Bu yüzden arıya teşekkür borçluyuz. Sadece arıya mı? Aslında arı emir almış görevini yapıyor. O halde emir sahibine sonsuz şükürler olsun. Kelimenin tam anlamıyla fikir, zikir ve şükür bal mucizesinde gizli, tabiî ki anlayana. Allahü Teala; ’’Rabbin bal arısına: dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin, sonra herçeşit üründen ye, sonrada Rabbinin işlemesi için gösterdiği yollardan yürü diye öğretti. Karınlarından insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Düşünenler için ibret vardır ‘’ ayetiyle balın esrarını gözler önüne seriyor. Sözün özü; bizi bin bir türlü rızıklarla rızıklandıran Rabbül Âleme sonsuz hamdüsenalar olsun.





EİNSTEİN diyor ki: "Bir gün arı nesli yok olursa, insanın da 4 yıllık ömrü kalmış demektir." Bir arı kovanında 1 Kraliçe Arı ve ortalama 20.000 ile 60.000 arasında işçi arı vardır. Kraliçe Arı 5 yıl yaşıyor ve günde 2.500 yumurta bırakıyor. Bir arının 170 ayrı koku dedektörü vardır. Saniyede 200 kanat çırpışı yapıyor, ve saatte 25 km. yakın hızda uçabiliyor. Ömrü boyunca 800 km. Yol katediyor. Bir arı, bir polen uçuşunda 50 ile 100 çiçeğe konuyor. Bir günde 1500 çiçeğe dokunuyor. 450 gr. bal yapması için, 17.000 arının 10 milyon çiçek ziyareti yapması gerekiyor. Bir koloni arının, bir İlkbahar-yaz sezonunda yaptığı yol; Dünya ile Ay arasında 26 kez gidip/gelmeye eş değer. Yeryüzünde ki çiçek ve meyva tozlaşmasının (döllenmesinin) %80’ini böcekler sağlıyor. Bunun %85’ini de arılar. 170 bin bitki türü, arıların sağladığı tozlaşma ile varlığını sürdürüyor.




Besin ve ilaç olarak benzersiz üstün değerini ve kullanımını açıklayacağımız polenin insanlar tarafından herhangi bir alet,makina,vs. ile çiçeklerden alınması imkansız denilecek kadar zor olduğu için ,bizlere bu ürünü sunan arının yaşamını ,ürünleri olan polen,bal,arı sütü ve propolüsi de yapılan bilimsel araştırmalara göre tanıtmayı uygun gördük.Bu ürünleri besin veya ilaç amaçlı olarak kullanırken,ne olağan üstü işlemleden geçerek önümüze geldiğini bilmek bu ürünlere daha çok önem vermemize ve kullanmamıza neden olacaktır sanıyoruz. ___Bal arısı (Apismellefika) böcek sınıfının zar kanatlılar takımının arıgiller familyasında bir hayvandır.doğal barınaklarda veya insan eliyle yapılmış kovan denilen özel yuvalarda topluca yaşarlar.Toplum hayatları ve yaşamları içinde ayrı ayrı göreleri vardır.Bu görevleri onlara başka arılar öğretmezler.Arılar ,pek çok diğer arılar ve canlılar gibi yetenekleri ile birlikte doğarlar.Tanrı onlara içgüdü dediğimiz ir duygu vererek adeta proğramlamıştır. ___Arı topluluğunda dış görevler işçi arılarındır.İşçi arılar kısırdırlar ve üreme özellikleri yoktur. Kışın 5-6 ay yazın 40-50 gün yaşarlar.Arı kovanının tüm işlerini yaparlar.Çiçek tozu (Polen) toplar bal özü yiyip petek ve bal yapar,kraliçe arı ve lavralara bakıp besler ,kovanı temizler ve zehirli iğneleri ile kovanı ve kraliçeyi düşmanlarına karşı korurlar. ___Kovandan çıkan işçi arı günde yaklaşık 5 saat çiçekten çiçeğe konarak 4000-5000 defa bal özü emip polen toplar. ___Çiçeğe konan arı,çiçek ortasındaki balözü denilen tatlımsı sıvı nektarı hortumsu ağzı ile emer.Aynı çiçeğin başcık kısmında bulunan polen tozlarını da ön ayakları ile alıp buna bazı tutucu enzimler ekleyerek arka ayaklarında bulunan ve polen sepetçiği denilen çukura toplar.İki sepetçiğin ve ön midesinin dolması ile geldiği kovanına dönen arı,ön bal midesindeki balı genç işçilerin ağzına aktarır.Onlar da dilden dile geçirerek bal özü nektardaki suyun buharaşıp kaybolmasını sağlayıp ,önceden hazırladıkları boş peteklere doldururlar.Üzerini bal mumu kapağı ie kapatırlar.Bu sıvı artık bildiğimiz baldır.Poleni ise kraliçeyi beslemek ve arı sütü yapımında kullanmak üzere bazı petek gözlerine depolarlar._Erkek arılar ilkbahar da ortaya çıkar ve kraliçe arı ile çiftleştikten sonra kovandan atılırlar. ___Kraliçe arı kovanda tek bulunur.4-5 yıl yaşar bir defa çiftleşmeyle gün de 2-3 bin yumurta yumurtlamak suretiyle ömür boyu 1 milyondan fazla yumurta yumurtlayıp neslini devam ettirir. Kraliçe arı sürekli işçi arılar tarafından arı sütü ve polen karışımı ile beslenir.Arı sütü,işçi arılardan bakıcı olanların yutak altı bezlerinin ürettiği ,vitaminlerce zengin bir madde olup ,çiçek tozu polen ve ballarla karıştırılarak kraliçe arıya yedirilir.Kraliçe arının yumurtladığı özel gözenekler vardır. Yumurtalar 3 gün sonra çatlayarak açılırlar ve içinden gözsüz ve bacaksız kurtcuklar (lavralar) çıkar.Lavraların hepsi 3-4 gün hizmetçi arılar tarafından sadece arı sütü ile beslenirler.Hızla büyüyerek bu 3-4 günlük sürede doğuştaki ağırlıların 1000 misline çıkarlar.Bundan sonra ise arı sütü yerine poeln ile karıştırılmış bal yerler.Sadece bir kaç seçiliş lavra erkek arı olup döllenme yapacağı arı sütü ile beslenmeye devam edilirler.6 günde 1570 kere büyüyen lavra,altıncı günün sonunda koza devresine girerler.Bakıcı arılar koza gözeneklerinin ağzını balmumu bir kapak ile kapatırlar.12 günlük koza devresinden sonra ise kapağı yırtarak çıkan genç arılar hemen 40 günlük ömürleri boyunca yapacakları görevlere başlarlar.Bu düzen böyle devam eder gider.











Kivi Yetiştirme


Posted byAyhan TAŞPINAR Ayhan Mayıs 12, 2025 1- KİVİ MEYVESİ ÜRETİM Kivi son 40-50 yılda adı en fazla duyulan ve üretimi hızla artan meyve türlerinden birisidir. Kültürü yapılan meyvelerin dısı kahverengi, içi yesil ve kabuğu ince tüylerle kaplıdır. Meyvenin vitamin ve diğer mineral maddelerce zenginliği ve kalori değerinin düsük olusu, kiviye aranan meyve türü olma kimliğini kazandırmıstır. Kivinin ana vatanı Çin’dir. Çin’in doğu ve Güney Yangtze ırmağı bölgesinde çok fazla sayıda çesit ve formu doğal olarak yetismektedir. Kivinin yabani formlarının kültür formlarına dönüstürülmesi ve dünyaya yayılmasında Yeni Zelanda’nın payı büyüktür. Dünyadaki kivi üretimine bakıldığında basta, kivin ıslah edilerek dünyaya yayılmasında büyük payı olan Yeni Zelanda gelmektedir. Bu ülkeyi Çin, Japonya, Güney Afrika, A.B.D, Đspanya Fransa, Đtalya Đsviçre,Yunanistan gibi ülkeler izlemektedir. Türkiye kivi üretiminin illere göre dağılımına bakıldığında ilk sırada Yalova’nın bulunduğu bunu sırasıyla Ordu, Rize, Giresun, Kocaeli, Trabzon ve Samsun’un izlediği görülmektedir (Tablo 1). Belirtilen 7 il Türkiye toplam kivi üretiminin % 89.7’sını karsılamaktadır. Karadeniz sahil kusağında yer alan illerde arazi darlığı nedeni ile küçük kivi bahçelerine karsın Yalova, Bursa ve Kocaeli gibi illerde ise daha büyük kivi bahçelerine rastlanmaktadır (Yalçın ve Öztürk, 2001). 2-KİVİNİN SİSTEMATİKTEKİ YERİ Bölüm : Spermatophyta Alt Bölüm :Angiospermae Sınıf : Dicotyledones Alt Sınıf : Choripetalea Takım : Biolypetale Familya : Actinidiaceae Cins : Actinidia Tür : Actinidia chinensis planch

 1- KİVİ MEYVESİ ÜRETİM
 Kivi son 40-50 yılda adı en fazla duyulan ve üretimi hızla artan meyve türlerinden birisidir. Kültürü yapılan meyvelerin dısı kahverengi, içi yesil ve kabuğu ince tüylerle kaplıdır. Meyvenin vitamin ve diğer mineral maddelerce zenginliği ve kalori değerinin düsük olusu, kiviye aranan meyve türü olma kimliğini kazandırmıstır. Kivinin ana vatanı Çin’dir. Çin’in doğu ve Güney Yangtze ırmağı bölgesinde çok fazla sayıda çesit ve formu doğal olarak yetismektedir. Kivinin yabani formlarının kültür formlarına dönüstürülmesi ve dünyaya yayılmasında Yeni Zelanda’nın payı büyüktür. Dünyadaki kivi üretimine bakıldığında basta, kivin ıslah edilerek dünyaya yayılmasında büyük payı olan Yeni Zelanda gelmektedir. Bu ülkeyi Çin, Japonya, Güney Afrika, A.B.D, Đspanya Fransa, Đtalya Đsviçre,Yunanistan gibi ülkeler izlemektedir. 
Türkiye kivi üretiminin illere göre dağılımına bakıldığında ilk sırada Yalova’nın bulunduğu bunu sırasıyla Ordu, Rize, Giresun, Kocaeli, Trabzon ve Samsun’un izlediği görülmektedir (Tablo 1). Belirtilen 7 il Türkiye toplam kivi üretiminin % 89.7’sını karsılamaktadır. 
Karadeniz sahil kusağında yer alan illerde arazi darlığı nedeni ile küçük kivi bahçelerine karsın Yalova, Bursa ve Kocaeli gibi illerde ise daha büyük kivi bahçelerine rastlanmaktadır (Yalçın ve Öztürk, 2001). 
2-KİVİNİN SİSTEMATİKTEKİ YERİ 
Bölüm : 
Spermatophyta Alt Bölüm :Angiospermae Sınıf : Dicotyledones Alt Sınıf : Choripetalea Takım : Biolypetale Familya : Actinidiaceae Cins : Actinidia Tür : Actinidia chinensis planch

 3-BİTKİSEL ÖZELLİKLERİ 
Kivi çalı formunda, sarılıcı-tırmanıcı, kısın yaprağını döken çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi odunsu yapıdadır. Yabani formları ağaçlara tırmanarak büyümektedir. Bitkinin sürgün gelismesi çok kuvvetli olup, özellikle erkek bitkilerin sürgün gelismesi daha hızlıdır. Tırmanıcı olmasına rağmen, tutunmak için asmadaki gibi sülük benzeri bazı özel organları bulunmamaktadır. 3.1. Kök Yapısı Kivi saçak kök yapısına sahip bir bitki olup, kökler siskince ve etli yapıdadır. Toprak yapısına göre değismekle birlikte, genel olarak toprağın 40 cm’lik kısmında yoğunlasan kökler, derin, hafif ve süzek topraklarda daha derinlere de inebilmektedir. Saçak kökler toprakta genis bir dağılım göstererek bitkinin, topraktaki bitki besin elementlerinden daha fazla yararlanmasını sağlamaktadır. Bitki gelisimi için uygun olmayan topraklarda özellikle, taban suyu seviyesi yüksek olan yerlerde havasız kalarak çürüyen kökler, bu gibi topraklarda, toprak kaynaklı mantar hastalıklarına ve toprak zararlılarına ( nematod) karsı dayanıksız hale gelmekte, bitkinin gelisimi gerilemekte ve sonuçta ölüm olusmaktadır. 3.2. Gövde ve Sürgünler Gövde odunsu yapıda olmasına rağmen hızlı sürgün gelisiminden dolayı bitki kendi ağırlığını tasıyamamaktadır. Bunun için telli terbiye sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca yeni tesis edilen bahçelerde gövdenin dik durması ve düzgün gövde olusturulması için destek hereğinin çakılması gerekmektedir. Dikimden sonra terbiye sekline göre, sekil budaması yapıldıktan sonra ana dal üzerinde yan dalların düzgün bir sekilde olusturulması gerekmektedir. Yan dallar düzenli bir sekilde terbiye edilirse bitkinin gelismesi ve verimi daha iyi olur. Yan dallar gövdeden hemen çatallastırılmamalı, yayvan ve yere paralel olacak sekilde olusturulmalıdır. Yaklasık 150-200 cm uzunluğunda ve zıt yönde bırakılan iki adet ana dal, gövde ile birlikte kivinin iskeletini olusturmaktadır. Sürgünlerin uç kısmı, sarılıcı, kahve renkli ve tüylüdür. Sürgünler uygun kosullarda 5-7 metre boylanabilmektedir. Đlkbaharda süren genç ve taze sürgünlerin odunlasması, yaz ortasında (Temmuzun ikinci yarısında) baslayıp, yaprak dökümünde son bulmaktadır. Đyi meyve veren sürgünlerin boğum araları daha kısa, belirgin, dolgun olmakta ve sürgünün ucu bir gözle son bulmaktadır. Ana dallar üzerinde bulunan, boyları ve boğum araları uzun, çapları genis ve dik büyüyen sürgünler ise obur dalları olusturmaktadır. Bu sürgünler eğer vejetasyon periyodu içerisinde (yaz ortasında) sürerse hiç meyve vermez. Bunun için yaz budaması esnasında bu dalların çıkarılması gerekmektedir. Bunun yanında kıs dinlenmesinden çıkısta süren obur dallar azda olsa meyve vermektedir. 3.4. Yaprak Sekli Yapraklar sürgün üzerinde bulunan gözlerin alt kısımlarından meydana gelmektedir. Yapraklar, oval veya kalp seklinde olup, üst yüzeyleri koyu, alt yüzeyleri ise açık yesil ve ince tüylerle kaplıdır. Yaprak kenarları dislidir. Görünümü çok güzel olan yapraklar, oldukça büyüktür. Kivi yaprakları kağıt yapımında da kullanılabilmektedir. 3.5. Çiçek Yapısı Kivi bitkisinde çiçekler, yaprak altında tek tek veya salkım halinde olusur. Disi bitkilerde olusan çiçekler çoğunlukla tek tek bazen de üçlü salkımlar seklindedir. Erkek bitkilerde ise üçlü veya besli salkımlar halinde olusur. 
TOMURĐ (Erkek Çiçek) : 
Çiçeklerde 5-9 arasında taç yaprak bulunur. Bunlar beyaz orta büyüklükte ve ovaldir. Çiçek sapı uzunluğu 6 cm civarındadır. Matua’dan daha geç çiçeklenir, Hayward’la hemen hemen aynı dönemde çiçek açmakta olup, soğuğa dayanıklıdır.

MATUA (Erkek Çiçek):
 Çiçekleri beyaz taç yaprakları küçük ve çiçek sapı uzunluğu 4.2 cm’ dir. Çiçek sekli düzensizdir bir salkımda 1-5 arasında çiçek bulunur. Çiçeklenmesi en erken olan ve en uzun süren çesittir. Bol çiçek açar ve bol polen verir. Ancak soğuğa fazla dayanıklı değildir. sürgünleri gür ve kuvvetli gelisir. Bitki esas itibarı ile iki evciklidir. Yani erkek ve disi çiçekler farklı bitkilerde bulunmaktadır. Bu nedenle döllenme için çapraz tozlasma sağlanmalıdır. Bahçe tesis edilirken, bahçede 1:8 oranında erkek bitkinin bulunması gerekir. Yani, 8 disi bitkiye karsı, 1 erkek bitki dikilir. Etkili bir tozlasma için erkek bitkilerle disi bitkiler aynı anda çiçek açmalıdır. Bunu sağlamak amacıyla, bahçe tesis ederken erkek çesitlerden Matua ve Tomuri’ye birlikte yer verilmelidir. Rüzgarla tozlasmada meyve tutumu çok az olduğu için tozlasma zamanında bahçede arı kovanının bulundurulmalıdır.Ticari yetistiricilikte tozlasma arılarla olur. Döllenen çiçeklerde disicik tepesi kahverengilesir ve solar döllenmeyenlerde ise renk beyaz kalır ve disi organın görünümü değismez. Kaliforniya da çiçeklere elle tozlama yöntemi uygulanır. Bu yöntemde; çiçekler, erkek tomurcukların anterleri ortaya çıkmadan önceki devrede toplanır ve oda sıcaklığında yarılıp açılmaya terk edilir. Temiz polenler fırça ile disi polenlere sürülür ve tozlasma yapılır. Tozlasmadan Sonra Disi Çiçeklerde Döllenme Olusumu ve Meyve Tesekkülü TOMURĐ (Erkek Çiçek) : Çiçeklerde 5-9 arasında taç yaprak bulunur. Bunlar beyaz orta büyüklükte ve ovaldir. Çiçek sapı uzunluğu 6 cm civarındadır. Matua’dan daha geç çiçeklenir, Hayward’la hemen hemen aynı dönemde çiçek açmakta olup, soğuğa dayanıklıdır. MATUA (Erkek Çiçek): Çiçekleri beyaz taç yaprakları küçük ve çiçek sapı uzunluğu 4.2 cm’ dir. Çiçek sekli düzensizdir bir salkımda 1-5 arasında çiçek bulunur. Çiçeklenmesi en erken olan ve en uzun süren çesittir. Bol çiçek açar ve bol polen verir. Ancak soğuğa fazla dayanıklı değildir. sürgünleri gür ve kuvvetli gelisir. Birinci Dönem: Tozlasmadan 9. haftaya kadar olan süredir. Meyve tohumları maksimum büyüklüğe ulasır. Çok hızlı büyüme vardır (Haziran + Temmuz) . İkinci Dönem: 9–12 haftalar arasıdır. Büyüme yavaslar, tohumlar renklenir. Siyaha yakın lacivert renk alır (Ağustos) . Üçüncü Dönem: 12-17 haftalar arasıdır. Meyve büyümesi yeniden hızlanır. Tohumlar koyu esmer renk alır (Eylül) . Dördüncü Dönem: 17-21 haftalar arasıdır. Meyve irilesmesi azalır. Tohumlar tamamen siyah renk alır. Bu safhada meyvede seker asimilasyonu baslar (Ekim). Besinci Dönem: 21-23 haftalar arasıdır. Meyveler artık gerçek büyüklüklerine ulasmıstır. Bu dönemde çekirdekler meyve etinden ayrılır (Kasım) . 3.7. Meyve Yapısı Kivi meyveleri, disi çiçeğin döllenmesi ve yumurtalığın gelismesi sonucu olusur. Olgun meyvede kabuk açık kahverengi, kısa ve yumusak tüylerle kaplıdır. Döllenmeden itibaren meyve olusumu için ortalama 20-24 haftalık bir süre gereklidir. Meyveler çesitlere göre değismekle birlikte 4-5 cm eninde, 6-9 cm boyunda ve ağırlıkları 40-150 gr arasında değismektedir. Meyve, silindirik, ovalden yuvarlağa yakın yumurtamsı sekilde olmaktadır. Meyve sekli dıstan içe doğru; tüyler, kabuk, dıs meyve eti, iç meyve eti, çekirdek, çekirdek evi, yumurtalık izleri ve meyve özünden meydana gelmistir. Kivi meyvesi %80 oranında su, %20 oranında kuru madde ihtiva eder. Hayward tipi meyve Buruno tipi meyveye göre daha ovaldir ve olgunlasması daha geç olur. Aynı zamanda Buruno tipi meyveye nazaran depolanabilme özelliği olup, ticari değeri daha yüksektir. Bu nedenle dünyada üretimi yaygın olan Hayward çesididir. Meyve iriliği ile çekirdek sayısı arasında yakın iliski vardır. Normal irilikteki meyvelerde 1000’den fazla tohum vardır. Normalden az sayıda tohum içeren meyveler küçük, yuvarlak ve çok tüylü olurlar. Özellikle Karadeniz bölgesinde kayda alınmamıs bir dekardan küçük çok sayıda bahçelerin bulunması kivi üretimi, ağaç varlığı ve kapladıkları alan ile ilgili istatistiklerde sorunlar olusturmaktadır. Mevcut üretimle, 27 kg/ağaç dolayında olan kivi veriminin, kivi meyve ağaçlarının tam verim çağına ulasmasıyla 50 kg/ağaç düzeyine ulasması beklenebilir. Rize’de kivi yetistiricili ilk olarak Çay Đsletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı Atatürk Çay ve Bahçe Kültürleri Arastırma Enstitüsü öncülüğünde 1989 yılında baslanmıs ve yoğun ilgi görmesiyle beraber ticari meyve bahçeleri kurulmustur. Özellikle kivinin bölgede tanıtılması ile birlikte kivi üreticilerine teknik bilgi ve kivi üretimi için fidan desteği sağlamıstır. Rize, 2005 yılı verilerine göre 1317 tonluk kivi üretimiyle Türkiye kivi üretiminde üçüncü sırada yer almaktadır ( Tablo 1, 2 ). Türkiye kivi üretiminin %16.46’si ve Karadeniz Bölgesi kivi üretiminin ise %26.71’ini karsılamaktadır. Đlde kivi isletmeleri çok küçük olduğundan üretilen meyvenin çoğu aile içinde tüketilmektedir. Bu nedenle gerçek üretim miktarları istatistiklere yansımamaktadır. Rize kivi alanları ülke genelinin %17.90’ını olusturmaktadır. 
Mevcut bahçelere göre ilin potansiyelini ortaya koymanın bir yolu da meyve veren yasta ve meyve vermeyen yastaki kivilerin oranlarına ve ağaç verimine bakmaktır. Rize’de yetistirilen kivilerin henüz % 40.27’si verim çağında bulunmakta olup ortalama verimi 42 kg / ağaç’tır (Anonim, 2005). Meyve veren ve vermeyen ağaçların tam verim çağına ulasmasıyla il üretiminin 2–3 kat artabileceği söylenebilir.





Türkiye Kivi İthalat ve İhracatı Türkiye kivi üretimi henüz tüketimi karsılayacak düzeyde değildir. Bunun için ihtiyaç olan kivi İran, Yunanistan, Đtalya, Sili ve Yeni Zellanda gibi ülkelerden dısalımla karsılanmaktadır. Önceleri egzotik meyve olarak daha çok pasta süslemesinde değerlendirilen kivi, günümüzde sofralarımızın taze tüketilen meyvesi haline gelmistir. Kivi en fazla 4-6 ay depolanabildiği için yerli üretimin piyasadan çekildiği dönemde kivi ithalatı yapılmaktadır. Tablo 3 incelendiğinde ülkemiz önemli miktarlarda kivi ithalatı gerçeklestirmistir. 2001 yılında 2451159 kg olan ithalat miktarı 2005 yılında 10924719 kg olmustur. Bu rakamlar yıldan yıla kivi ithalat miktarının arttığını göstermektedir. Bunun yanında ayrıca miktarı bilinmeyen önemli ölçüdeki kivinin sınır ticareti yolu ile Đran’dan ülkemize sokulduğu da bilinmektedir. 2004 yılı Türkiye kivi üretiminin düsük olması 2005 yılında ithalat miktarını önemli ölçüde arttırmıstır (Anonim, 2005). Yerli üretimin artmasıyla beraber kivi ithalatının azalacağı düsünülmektedir. Kivi yetistiriciliği ülkemizde henüz baslangıç safhasında olduğundan büyük miktarlarda ihracattan bahsetmek mümkün değildir. Buna rağmen zaman zaman bazı ülkelere kivi ihracatının yapıldığı Dis Ticaret kayıtlarında gözükmektedir. Tablo 3 incelendiğinde 2001 – 2005 yılları arasında 6225 – 57469 kg arasında değisen miktarlarda ihracat söz konusu olmus ve bunun karsılığında yıllık 10680 – 97689 Dolar arasında döviz girdisi sağlanmıstır.

3.8. Kivi Meyvesinin Gıda Değeri Kivi meyvesinin genel olarak dört sekilde değerlendirilmektedir. Bunlar; dondurulma, konserveleme, suyunu çıkarma, meyve suyu exstraksiyonu ve taze olarak tüketilmedir. Buların yanında gıda sanayiinde, pasta, tatlı ve içki yapımında da kullanılmaktadır. Kaynak: Kaliforniya Üniversitesi Yayınları. Kivi meyve bilesimimdeki en önemli ve dikkat çekici unsur: C vitamini içeriğidir. C vitamini, kivi meyvesine değer katan ve aranan bir meyve olmasını sağlayan etmenlerin basında gelmektedir. Meyveye göre değismekle birlikte, kivi meyvesinin 100 gramında ortalama 100–400 mg C vitamini bulunur. Meyvede bulunan C vitamini oranı, cevre kosullarına gelisme ve olgunlasma durumuna, hatta meyvenin bitkide bulunduğu yere göre değismektedir. Kivi meyvesinin besin değeri yanında hekimlikte kullanımı da söz konusudur. Çin‘de yapılan analizlerde, meyve suyunda bulunan bazı maddelerin kansere neden olan faktörleri önlediği ortaya çıkmıstır. Yine bazı tıbbi içeceklerle birlikte alındığında astım hastalığında, nefes açıcı ve öksürük kesici olarak kullanıldığı belirtilmektedir. 4- KİVİ BİTKİSİNİN İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ 4.1. İklim İstekleri Kivi genelde, kısları ılıman yazları sıcak ve nemli bir iklime ihtiyaç duymaktadır. İlkbahar ve sonbahar donlarından fazla etkilendiği için, ilkbaharda gözlerin sürmesi ile, yaprak dökümü arasındaki periyotta (230 – 260 gün) don görülmeyen yerlerde yetistirilmesi uygundur. Özellikle gözlerin sürmesi ve yapraklanmadan sonra meydana gelen don olayları bitkiye büyük zarar vermektedir. Meyveler, –2 oC’de zarar gördükleri için hasat döneminde ısının –2 oC ‘ye düsmesi arzu edilmez. Yıllık sürgünler asırı rüzgarlardan olumsuz sekilde etkilendikleri için bahçeler tesis edilirken rüzgara karsı gerekli önlemlerin (rüzgar kıran) alınması gerekir. Aksi takdirde yeni sürgünlerin dallara bağlantısı kuvvetli olmadığından kolayca kırılır ve bu durum da verimi olumsuz yönde etkiler. Kivi, suyu sevmekle beraber vejetasyon dönemi içinde düzenli olarak 800 – 1400 mm arasında yağıs alan bölgelerde rahatlıkla yetistirilebilmektedir. Bu durum göz önüne alındığında, ülkemizde bu yağıs düzenine uyan tek bölge Doğu Karadeniz bölgesi olup, diğer yörelerde sulama yapılmadan yetistirilmesi mümkün değildir. Hatta bu bölgede bile, havaların kurak gittiği zamanlarda sulama yapılmadığı taktirde bitki gelismesi duraklamakta, meyve verimi ve kalitesinde önemli azalmalar olmaktadır. 4.2. Toprak İstekleri Kivi bitkisi toprak isteği bakımından seçicidir. Kökler olumsuz toprak sarlarından etkilenmektedir. Özelikle saçak köklerin çokluğu ve hassas olusu, kivinin toprak isteğinin önemini göstermektedir. Bu bakımından; ağır olmayan, derin, süzek ve geçirgen gevsek yapılı, organik maddece zengin, nötr veya orta asit karakterli, pH 5–7 arasında olan topraklar, kivi için uygun topraklardır. Ağır, su tutan, drenajı iyi olmayan ve taban suyu yüksek olan topraklar ise uygun değildir . 5- ÜRETİM TEKNiĞi Kivi çoğaltılması kolay olan bitki türlerinden biridir. Tohumla çoğaltılabildiği gibi ası, çelik ve doku kültürü yöntemleri ile çoğaltılabilir. 5.1.Tohumla Üretim Tohumla üretim, anaç üretiminde ve ıslah çalısmalarında kullanılmaktadır. Bir kivi meyvesinde ortalama 1000 adet tohum bulunmaktadır. Tohumları çok küçüktür. 1000 dane ağırlığı ortalama 1 gr’dır. Tohumlar, olgun ve sağlıklı meyvelerden elde edilir. Bunun için meyve kabukları soyulduktan sonra blender yardımıyla meyveler parçalanarak pulp haline getirilir. Pulp ince gözlü elekten süzdürülerek elde edilir. Tohumlar serin bir yerde kurutulduktan sonra en az 15-20 gün, +3-4 oC bekletildikten sonra ekim yapılır. Tohum ekiminde, çimlenme ortamı olarak kullanılan materyalin hafif ve ince olması gerekir. Torf + yanmıs ahır gübresi veya tavuk gübresi, çimlenme için en uygun ortamdır. Tohumlar ekildikten sonra üzerleri, harç toprağı ile hafifçe örtülür. Tohumların çimlenmesi için asgari 21oC toprak sıcaklığı ve nem gerekmektedir. Tohumlar yaklasık olarak ekimden 20-30 gün sonra çimlenirler. Çöğürler iki yapraklı ve tutulabilir büyüklüğe (5 cm) ulasınca, çapları 6-10 cm olan plastik torbalara sasırtılır ve bu plastik posetlerde gelisimini tamamladıktan sonra asılanmak üzere fidanlıklara sasırtılırlar. 5.2. Ası İle Üretim Asıyla üretimde, tohumdan üretilen çöğürler anaç olarak kullanılmaktadır. Ası ile çoğaltma sayesinde, nitelikleri iyi olan ve kök yapısı iyi gelismis, kaliteli fidanlar elde edilir. Kivilerde kök yapısının kuvvetli olması özel bir önem tasır. Çünkü kivilerdeki yaprak alanı diğer meyve türlerine göre daha büyüktür ve buna bağlı olarak da transprasyodan dolayı bitkinin su ihtiyacı fazla olmaktadır. Bu nedenle bitkinin su dengesini koruyabilmesi için köklerin iyi gelismesi gerekmektedir. Kivi bitkisinde, göz ve kalem asıları basarı ile uygulanabilen asılardır. Göz asıları uygulandıkları zamana göre; sürgün ve durgun göz asıları olarak isimlendirilirler. Sürgün göz asılarında kullanılacak ası kalemleri, 1 yıllık odunlasmıs sürgünlerden, bitkiye su yürümeden ve sürgünlerde uyanma olmadan önce alınarak, uygun ortamda saklanmalıdır. Kalemler, nemli samanlı kağıda sarıldıktan sonra, hava almayacak sekilde plastik torbalara konularak, soğuk hava deposunda, buzdolabının sebzelik kısmında veya serin bir yerde toprağa gömmek suretiyle muhafaza edilebilir. Göz asılarından; T, ters T ve yongalı göz asıları, kalem asılarından ise; yarma, kakma, dilcikli, dilciksiz ve kabuk asıları yapılabilmektedir. Sürgün göz asılarından; yongalı göz asısının uygulanmasına Nisan ayında, T asısının uygulanmasına Mayıs ayında baslanır, Haziran sonunda bitirilir. Durgun göz asılarına ise, Temmuz sonu Ağustos basında baslanır, Eylül sonunda bitirilir. Durgun asılarda ası kalemleri direk bahçeden, bir yıllık sürgünlerden alınmalıdır. Sürgün asıları, ası yapıldıktan 20 gün sonra ası yerinin 2-3 cm üzerinden 45o meyille kesilir ve ası gözü sürmeye tesvik edilir. Durgun göz asılarında ise bu islem Mart ayında uygulanır. Göz Asıları Göz asılarının yapılacağı en uygun vakit, sabahın erken saatleri ve saat 15’den sonrasıdır. Fazla sıcakta ve yağmur altında ası yapılmaz. Göz asısına baslamadan birkaç gün önce ası yapılacak fidanların bulunduğu ortamdaki yabancı otlar ve ası fidanlarının gövdesinden çıkan sürgünler temizlenir, tek bir gövde haline getirilir ve gövdenin dik durması için destek sistemine alınır. Fazla uzamıs olan asılanacak fidanların tepe sürgünleri alınır. Bundan sonra toprak yüzeyinden 7-10 cm yukardan ası çakısının ucuyla, odun kısmı zedelenmeden anacın kabuğu T seklinde kesilir. T’nin ilk olarak üst ve bundan sonra da orta çizgisi kesilmelidir. Kesik kısmın iki kenarındaki kabuk, ası çakısının tırnağı ile yerinden kaldırılır. Böylece anaç hazırlanmıs olur. Bundan sonra ası kaleminden uygun bir sekilde ası gözü hafif odunlu olarak çıkarılır, bu sekilde çıkarılmıs olan göz, yine bıçaktaki tırnağın yardımı ile anacın kesilen kısmına yukardan asağı doğru sürülerek yerlestirilir ve ası bağı ile sarılır. Ası bağı ile bağlamaya yukarı taraftan baslanmalı ve göz serbest bırakıldıktan sonra alt tarafa geçilerek bu kısmı da iyice sarıldıktan sonra düğüm atılmalıdır. Yongalı göz ası Göz asıların tutup tutmadığı 15-20 gün sonra belli olur. Tutan asılarda takılan gözün altındaki yaprak sapı kendiliğinden düser ve gözün takıldığı kısımda hafif bir kabarıklık hasıl olur. Eğer yaprak sapı kurumus kalmıs, gözün çevresinde burusmus ve kararmıs ise ası tutmamıstır.Bu takdirde ası evvelki yerin altından veya üstünden yenilenir.

Kalem Asıları Kalem asıları, odunlasmıs ası kaleminin, anaç olarak kullanılacak bitkiyle, uygun zamanda ve uygun sekilde birlestirilmesidir. Ası kalemleri, bitki yapraklarını döktükten ve ilk soğuklar geçtikten sonra alınır. Ası kalemleri alınacak bitkiler hastalıksız, iyi gelisen ve iyi ürün veren bitkiler olmalıdır. Alınan ası kalemleri 0 – 4 oC’de ası zamanına kadar muhafaza edilir. Kalem asıları ilkbaharda, bitkiye su yürümeden önce yapılır. Asılama için en uygun zaman, yöreye göre değismekle birlikte, Subat ayın basından Mart ayının ilk haftasına kadar olan dönemdir. Çünkü, bu aylarda henüz bitkide ağlama (öz su akısı) baslamamıstır. Bu yöntemle asılamada basarı oranı % 95’ in üzerindedir. Bitkiye su yürüdükten sonra yapılacak asılarda basarı oranı düser. Anaçtan gelen öz su kalemle anaç dokuları arasına girerek, kalemle anaç bitkinin sıkı sekilde temas etmelerini önler. Bunun için özsu akısının durması beklenir ve durduktan sonra asılama yapılır. Kivilerin çoğaltılmasında en yaygın olarak kullanılan kalem ası yöntemleri; yarma ası, kakma ası ve dilçikli asıdır. Yarma Ası: Asılanacak materyalin çapı ası kaleminden fazla olduğu durumlarda uygulanır. Yarma asıda, üzerinde iki göz bulunan ve uzunluğu 10-15 cm olan kalemler kullanılır. Asılanacak anacın gövdesi yerden 30-50 cm yüksekten testere ile yatay olarak kesilir. Önce anaç ortadan bir kesici yardımı ile yarılır. Kalem bu yarılan yere kabuk kısımları karsılıklı olarak temas edecek sekilde yerlestirilir ve yara yüzeyinin kurumasını önlemek için bu kısımlara macun sürülür. Daha sonra ası bağı ile, yağmur suyu ve böcek girecek yer bırakılmayacak sekilde, sıkıca bağlanarak anacın kalemi sıkması sağlanır. 6-BAHÇE TESİSİ Çok yıllık bitkilerin bahçe tesisinde baslangıçta yapılacak hatanın giderilmesi zaman ve emek alır. Bu yüzden baslangıçta her seyi ayrıntılı olarak düsünmek ve hazırlıkları ona göre yapmak gerekir. Bu hazırlıklar içinde; Yer seçimi, toprak yapısı, fidan seçimi, dikim aralık ve mesafeleri, tozlayıcı bitki oranı, dikim planı, destek sistemi unsurları, rüzgar kıran tesisi, sulama suyu ve tesisi yer almaktadır. 6.1. Yer Seçimi Yer seçiminde öncelikle, kivi fidanlarının dikimi yapılacak olan toprağın kivi bitkisi için uygun özellikte olmasına büyük önem verilmelidir. Aksi takdirde iyi bir sonuç almak mümkün değildir. Çünkü bitkinin kök yapısı olumsuz sartlara karsı asırı duyarlılık göstermekte ve bitki gelismesi sekteye uğramaktadır. Fidanların dikileceği yer, arazi yapısı uygunsa, güney yönlü ve sıraların yönü, kuzey güney istikametinde olmalı ve dikim yapılan yerin taban su seviyesi yüksek olmamalıdır. 6.2. Dikim planı Kivi bitkisi iki evciklidir (erkek ve disi çiçekler ayrı bitkilerdedir). Erkek bitkiler tozlayıcı durumda olup, bahçe tesisinde 7 veya 8 disi için 1 erkek dikilmelidir. Tozlasma olayında rüzgar çok fazla bir role sahip değildir, büyük oranda tozlasma arılarla olmaktadır. Kivi meyvelerinin çiçekleri nektar üretmezler ancak, arılar için polen kaynağıdır. Günesli havalarda arıların çalısması daha yoğundur. Arı kovanlarının kivi bahçesine konulacağı en uygun zaman disi çiçeklerin % 10’unun açtığı zamandır. Dönüme iki arı kovanı yerlestirmek iyi bir döllenme, meyve kalitesi ve verimi için zorunludur. 6.3. Fidan Seçimi İyi gelisme göstermeleri ve erken verime yatmaları için 2 yaslı sağlıklı fidanlar dikilmelidir. 6.4. Fidan Dikimi Fidan dikimi ilkbahar ve sonbaharda yapılmalıdır. Eğer fidanlar tüp içerisinde köklendirilmisler ise, özellikle dikimden sonra sulaması takip edilerek, yaz aylarında da dikim yapılabilir. Kivi fidanlarının dikileceği fidan çukurları en az 45-50 cm derinliğinde ve çapında olmalıdır. Açılan kuyulardan çıkan topraklara hayvan gübresi karıstırılarak tekrar fidan çukurlarına konulmalıdır. Fidan dikimi yapılırken, ası yeri veya sürgün yerinin toprak altında kalmamasına dikkat edilmelidir. Tüplü (torbalı) fidanlar tüpten ayrılarak dikilmeli ve can suyu verilmelidir. Dikilen fidanların sağlıklı gelisebilmesi için yağıssız havalarda 3-4 günde bir sulanmalıdır. Sürgünün dik büyümesi ve düzgün bir gelisme gösterebilmesi amacıyla 3-4 cm çapında, 2.0 m uzunluğunda destek (herek) verilmelidir. 8- BUDAMA ÇESİTLERİ Kivi bitkisi kuvvetli büyüme ve gelisme göstermesi nedeni ile düzenli budamaya ihtiyaç gösterir. Budama üç sekilde uygulanır: Sekil budaması, kıs budaması, yaz budaması a) Sekil budaması : Bu budama sekli yeni dikilmis ve asılanmıs genç bitkilerde düzgün ve dik büyüyen bir gövde olusturulması ile, taçlandırmanın sekillendirilmesidir. Dikimi yapılan fidanın birinci yıl; sarılmadan sadece düzgün, dik bir gövde olusturması sağlanır. Yıl sonunda gövde yüksekliği istenilen taçlandırma seviyesine (1.80-2 m) ulasmıssa, sürgünün tepesi kesilerek, kesim yerinin hemen altındaki gözlerden sürecek olan kollardan iki tanesi, sağa ve sola büyütülmek üzere bırakılır ve taçlandırma yapılır. Đkinci yıl, kolları olusturacak sürgünler iyi bir sekilde takip edilerek, yıl sonunda 1.5-2 m uzunluğa ulasınca kesilir. Bu zaman aralığında gövdeden çıkan sürgünler koparılır. Daha sonraki yıllarda, olusan bu yan kollardan ürün çubukları dengeli bir sekilde bırakılır. b) Kıs budaması (Ürün budaması): Kıs budaması her yıl düzenli olarak bitki yasına ve fizyolojisine uyacak sekilde yapılmalıdır. Aksi taktirde bir sonraki yıl düzgün ve verimli sürgün bulmak zorlasacaktır. Kıs budaması, bitkinin aktif olmayan dönemi olarak adlandırılan uyku döneminde yapılmalıdır. Bu dönem dısında yapılacak budamalardan bitki olumsuz yönde etkilenir. Özellikle, su yürüme zamanına yakın dönemlerde yapılan budamalarda, budama yarası geç kapandığından öz su akısı fazla olmakta, bitki güç kaybetmekte ve çesitli hastalık ve zararlılara karsı dayanıksız hale gelmektedir. Kıs budamasındaki amaç; bitki üzerinde yeterli sayı ve uygun nitelikteki meyve çubuklarını dengeli olarak (bitki fizyolojik dengesini bozmayacak sekilde) dağıtarak, bu ürün çubuklarından sürecek olan sürgün ve yapraklara rahat bir gelisme ortamı sağlamaktır. Bunun yanında kıs budamasında verimden düsmüs olan kütükler (2-3 yıllık dal) uygun sekilde yenilenmelidir Kıs budaması, meyve çubuklarını, sürgünün dip kısmındaki gözlerin belirginlestiği gözden itibaren, en az 1 m (10 göz), genel olarak 1,5 m, (15 göz) üzerinden, sürgününün inceldiği noktadan kesmektir. c) Yaz budaması: Genel bir kaide olarak yaz budamasındaki amaç; kivi bitkisinde, kökler, yapraklar ve meyve arasında fizyolojik dengeyi olusturmaktır. Yaz budaması bu dengenin sağlanması için yapılmalıdır. Bu amaçla öncelikle, asırı gelisme gösteren obur ve sık sürgünler, sürgün uçlarındaki sarılmalar ortadan kaldırılarak bitkinin iyi bir sekilde havalanması, güneslenmesi ve gelismesi sağlanmalıdır. Daha sonraki asamalarda üçlü çiçek tomurcukları ve standart dısı (yapısık, ikiz,üçüz, yamuk) meyveler seyreltilmelidir. Meyve bağlayan sürgünlerde ise son meyveden sonra 5 ve 6. gözden itibaren kesilmelidir. Meyveli sürgünlerde bitkinin tasıyabileceği kadar (4-5 meyve) meyve bırakılmalıdır. 10- GÜBRELEME Kivi bitkisinin kökleri toprak yapısı ve derinliği uygun olduğu takdirde, yanlara ve derinlere dağılır. Bol saçak kök yaptığı içinde toprağı sömürme gücü fazladır. Genel bir kaide olarak bir bitkinin gübre ihtiyacı tespit edilirken yaprak ve toprak analizine bakılır. Kivi bitkisine verilecek gübre miktarı, yapılan arastırma sonuçlarına göre tespit edilmelidir. Gübrelemede esas; bitkinin topraktan aldığı bütün elementleri, en az topraktan alınan miktar kadar ve alınabilir formda olmak üzere toprağa geri vermektir. Kivi bitkisi hızlı vegetatif ve genaratif gelismeye bağlı olarak besin maddelerine her yıl artan miktarlarda ihtiyaç gösterir. Verilecek olan gübre miktarı ve zamanı önemlidir. Organik gübreler (hayvan gübresi,yesil gübre) subat–mart döneminde verilmelidir. Verim çağında olan kivi bitkisi için, ortalama 15-20 kğ, yanmıs sığır gübresi veya 10 kğ tavuk gübresi yeterlidir. 11- VERİM Doğal olarak bitkinin verimi; iklim, bakım (budama,sulama,gübreleme,çapalama) ve tozlasma (döllenme) ile yakından alakalıdır. Bu faktörlerden iklim, verimi doğrudan etkileyen en önlemli faktördür. Özellikle kıs (dinlenme) döneminde gözlerin soğuklanma ihtiyacı yetersiz kalınca, verimli gözlerin uyanması azalmakta ve meyve verimi düsmektedir.Verimde etkili olan diğer faktörler meyve kalitesi için gereklidir. Kivi bitkisi dikimden üç yıl sonra çiçeklenmeye baslar ve meyve verir.Yas ilerledikçe verim artısı devam eder. Bitki tam verime 8 yasında ulasır. Tekniğine uygun bakıldığında ekonomik verim ömrü 20 – 25 yıldır. 12- KİVİ TOPLAMA ZAMANI "Kivi hasat tarihi en erken 10 Kasım olarak belirlendi, üreticilerimiz bu tarihten önce toplamasınlar1-


Son Dakika Haberler